MUCURLU SANATÇI, AŞIK, ŞAİR VE OZANLAR

1 Ocak 2014
1.147 kez görüntülendi

MUCURLU SANATÇI, AŞIK, ŞAİR VE OZANLAR

Tarihin her döneminde Mucurlu pek çok şair, âşık , sanatçı ve ozanlar yetişmiştir. Bu nedenle , Mucur’a ozanlar yatağı, şairler yurdu ve sanatçılar, aşıklar beldesi dense yeridir. Mucurlu âşıklar , ozanlar ve sanatçılar ve şairler hakkında bilgi verilmiştir.

SANATÇILAR
Emel TAŞÇIOĞLU (1964- )

Türk Halk Müziği dalında yetişmiş en önemli sanatçılardan biri olan Emel Taşçıoğlu , Mucurlu Güvellerden Ali Rıza Güney ile Maviye hanımın çocukları olarak 1964 yılında dünyaya geldi. Liseyi Mucur’da bitiren Emel Taşçıoğlu daha sonra Gazi Üniversitesi Müzik Eğitimi bölümünden 1985 yılında mezun olmuştur. Müzik öğretmeni olarak Mersin’de 6 ay görev yaptıktan sonra Ankara- Hasköy’deki Hacı Bayram ortaokuluna atanmıştır.

1988 yılında “yetişmiş Halk Müziği Ses Sanatçısı” olarak TRT Ankara Radyousunda göreve başlayan Emel Taşçıoğlu , bir yandan sanatçı olarak görevini sürdürürken, bir yandan da Ankara Radyosu Türk Halk Müziği İcra Denetim Kurulunda görev yapmıştır.

Diğer THM sanatçılarından farklı olarak, çocuk yaşta iken bağlama çalan babası Ali Rıza Güney’in öncülüğünde kurulan “Güney Kardeşler” grubunda çalışmaya başlamış, 19 Mayıs 1970’de babasının çalıştığı Ankara EGO lokalinde ilk sahnesini almıştır.

Öğretmenliği sırasında 1986 yılında Kemal Taşçıoğlu ile evlenen Emel Taşçıoğlu’nun 1987 doğumlu Nursel isminde bir kızı ve ilköğretim okuluna giden İbrahim isminde bir oğlu bulunmaktadır.

Emel Taşçoğlu’nun başından şöyle bir ilginç olay geçmiştir. Sanatçımız henüz 7 yaşındayken , Ankara’da kimsesiz çocuklar vakfının gecesinde türkü söyleyecektir. Kendisini tanımayan sunucu “şimdi karşınızda Emel Güney” demiş. Emel hanım sahneye doğru yürüyerek sunucunun elindeki mikrofonu almak ister. Sunucu ” Bırak kızım mikrofonu şimdi sanatçı gelecek.” der. Sanatçı benim dediğimde hayretler içerisinde kalan ve inanmayan sunucu yine ancak Emel hanımın babasının gayretiyle zorla mikrofonu elinden alarak türkülerini söyler. Sahnede indiğinde ise mahcup olan sunucu kendisine yaklaşarak defalarca özür dilemek suretiyle yaptığı hatayı affettirmeye çalışır.

ŞAİRLER, AŞIKLAR, OZANLAR
Aşık Sülük HÜSEYİN (1815 – 1900 )
Mucur’un yetiştirdiği en büyük ozanlardan biri olan Aşık Sülük Hüseyin Küçükkavak köyünde doğdu. Aşık Sülük Hüseyin yaşadığı dönemin toplumsal olaylarını sade bir dille anlatan güçlü bir halk şairidir. Onun şiirlerinde halk mucur.net  şiiri geleneğinin bir çok çeşitlemeleri görülmektedir. Karacakurt Aşireti mensubu olması nedeniyle, konar-göçer aşiret ruhunun yarattığı dik ve sert çıkışların yanı sıra aynı zamanda sevecen bir halk adamıdır. Torunu Baki Yaşa Altınok, 78 şiirini toplayarak ” Bir Türkmen Ozanı – Aşık Hüseyin ” adı altında 2000 yılında yayımlanmıştır. Şiirlerinden birinde ;

Dağıttılar Karacayurt kurtları
Sevemedik kalleşleri mertleri
Derviş Paşa viran koydu yurtları
Osmanlının fermanı var elinde

demek suretiyle Karacakurt Aşiretinin çektiği ızdırap ve sıkıntıları dile getirmektedir.

Aşık Hasan NEBİOĞLU (1902- 1988)

Geycek köyünde dünyaya geldi. Annesi Meryem, babası Yusuf Ağa’dır. Babasını küçük yaşta kaybeden Aşık Hasan yetim olarak büyür. Aşık Hasan okuma yazma bilmeyen ümmidir. Şiirlerini askerlik dönüşü yazmaya başlamıştır. Onun şiirleri ve söyleyişi herkesi kendine hayran bırakır. O her konuda şiir söyler , Allah, Peygamber, doğa, olaylar , yurt ve ulus onun şiirlerinde yer alır. Saz çalmasını bilmemesine rağmen, ünü yurdun her yanına yayılmıştır. O, Yunus Emre’de gerçek değerini bulan , Karacaoğlanlar, Emrahlar, Dertliler ve Ruhsati’lerle bu güne dek sürüp gelen halk şairi geleneklerini zamanımızda yaşatan belli başlı ozanlar arasında yer almıştır.
O, der ki ;

“Perdesiz sazımın teli seslenmez
Aşık olan deli gönül uslanmaz
Tövbekâr olanın kalbi paslanmaz
Tevhid tokmağıyla döğdükten kelli.”

Aşık Hasan çevresinde olan acılı olaylardan çok duygulanır. Bastırdığı kitaplar yanında destanlaştırdığı bu olayları broşürlere bastırıp satardı. “Gurbet ve Asker Destanı”, “Kore Gazilerine Destan”, “Şehit Tahir Canatan’a Destan”, “Bayburt’ta Açlıktan Dört Çocuğunu Uyurken Satırla Kesip Kendini Asan Kadının Destanı” bunlardan bir kaçıdır.
Aşık Hasan’ın , zaman zaman bastırıp sattığı ve kazancı ile geçimini sağladığı kitapları ” Aşık Hasan’ın Bütün Şiirleri” adı altında bir kitapta toplanmıştır.

Ali Rıza GÜNEY (1934- )
1934 yılında Mucur’da doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra 15 yaşında iken saz çalmayı öğrendi. Ankara Belediyesi EGO Genel Müdürlüğünde çalışmaya başladı. Bu arada 3 çocuğunu halk müziği dalında müzisyen olarak yetiştirdi. Kendisi ve çocuklarından oluşan müzik grubu ile Ankara’da büyük sükse yaptı.
Mucur’da Güveller lakabıyla anılan ailenin bu sanatçı ruhlu mensubu olan Ali Rıza Güney ve eşi Meryem hanımın 3 çocuğu bulunmaktadır. Aynı zamanda şair de olan Güney’in pek çok şiiri bulunmaktadır.

Geycekli Niyazi SAPMAZ (1916/1920- 1988 )
Ahmet Çavuş ve Durdu hanımın en büyük çocuğu olan Niyazi Sapmaz, gençlik yıllarında “efendi” lakabıyla tanınırdı. İlkokul derslerini dedesi Ömer’den aldı. Genç yaşta şairliğe özenen Niyazi Sapmaz, şiirlerini bir el yazısıyla yazarak toplamıştır. Onun asıl ilgi ve şiir yazma kaynağı sıkıntı, vefasızlık ve yaşamdır. 20 yaşına gelmeden ilk evliliğini yapmış ancak daha sonra ayrılmıştır. İkinci olarak 1938 yılında Geycekli Esme hanımla evlenmiş ve 10 çocuk sahibi olmuştur.Bu arada Mümüşen isminde bir kadına gönlünü kaptırır. İşte bu tarihten sonra şiirler yazmaya başlar. Askerliğini 1940- 42 yıllarında yapan Sapmaz, bu arada bir olaydan dolayı hapse girip mucur.net çıkar. 1973 yılında Ankara’ya göçen Niyazi Sapmaz, yakalandığı bir hastalık yüzünden 1988’de ölür. 130 kadar şiir ve deyişi bulunmaktadır.

Geycekli Said SARGIN (1966- )
Babası Kahraman, annesi Hamide hanımdır. İlkokulu Geycek köyünde bitirdi. Açık öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler bölümünden mezun oldu. Halen Mucur İmam Hatip Lisesinde memur olarak görev yapmaktadır.
13 yaşında şiir yazmaya başlayan Said Sargın’ının ilk şiirinin adı “Vatan”dır. Yazdığı şiirler, ağıt, hiciv, taşlama, vatan ve özellikle de aşka aittir. Son dönemde tiyatro oyunları ile de dikkati çeken Sargın’ın kendi ile beraber yedi kardeşi vardır.

Mikâillli Aşık Duran ŞAHİN (1927- 1966)
Köy sakinlerinden İlyas Ağa’nın oğludur. 12 yaşından sonra şiirler yazmaya ve söylemeye başlayan Aşık Duran, gördüğü rüyanın etkisinde kalarak köy köy dolaşıp Elif’ini aramaya koyuldu.
Elif adına söylediği içli türkülerini sazı ile her yerde duyurmaya çalıştı. Sonunda Elif’îni buldu. İki aşık birbirinden çok hoşlandı. Ancak gurbet herkesi ayırdığı gibi onları da ayırdı.
Bu ayrılık Elif’i Duran’dan soğuttu. Elif yazdığı kahırlı mektubunda Aşık Duran’dan mektup yazmamasını istedi. Önceleri “Karam” diye sevdiği Duran’nını şimdi sevmediğini ve gönlünü bir başkasına kaptırdığını söylüyordu. Bu haber ünlü ozanı yıktı. Günlerce bu olayın etkisinde kaldı. Hatta Elif’ine gitmek istedi. Bu nedenle cezaevine düştü. Burada “Elif Beni Mahvetti” adında bir romanı kaleme aldı. Ancak bitiremedi.

Cezaevinden çıkınca Karacaoğlan gibi sazını omuzlayıp gurbetin yolunu tuttu. Dolaşırken Sultan adında birine aşık oldu. Oldu ama gönlü de bir dalda duramaz oldu. Aşık Duran gördüğü her güzele türküler söylemeye başladı. Eskişehiri, Sivrihisar’ı, Gaziantep’i , Urfa’yı, Elazığ’ı dolaştı. Sonunda köyü Mikaile dönmek zorunda kaldı.

Burada toprağı ile uğraşırken , arazi suyu yüzünden hasımları tarafından 1966 yılında pusuya düşürülüp kurşun yağmuruna tutulan genç ozan henüz 39 yaşında iken feci şekilde öldü. Aşık Duran Şahin şiirlerini ” Sazımla Başbaşa” adı altında bir kitapta topladı. Bunu da Ankara’da Aşıklar Kitabevine 1963 yılında bastırdı. Bu ozanın ilk ve son kitabı oldu.

Aşık Asaf SARGIN ( 1922- )
Mucur’un Geycek köyünde dünyaya geldi. Babası Sadık, Annesi Ayşe’dir. Köylerinde o zaman okul olmadığı için okumayı kendi kendine öğrenir. Zeki ve yetenekliydi. Geycek köyünün ünlü ozanları arasına katıldı. Evli ve 4 çocuk babasıdır.

DİĞER MAHALLİ AŞIK , ŞAİR ve OZANLAR
Karacakurt Aşireti mensuplarının bir diğer özelliği de irticalen şiir söylemeleridir. Bu haslet belki de uzun süre konar- göçer olarak yaşamalarından kaynaklanmaktadır.mucur.net Bunlardan tespit edilenler şunlardır.

1-Ali AYDEMİR, 2- Mucurlu Aşık Ömer UYAROĞLU, 3- Aşık Mahmut, 4- Dalakçılı Aşık İbik, 5- Hacı Bayram BAYRAK, 6- Dalakçılı Meryem GENÇ, 7- Geycekli Aşık Ahmet Çelebi, 8- Mehmet KÖKSAL, 9- Ali Osman KIYAK, 10- Avcılı Zeynep DEMİR, 11- Veli Recai VELİBEYOĞLU, 12- Abdullah YILDIRIM, 13- Aşık Nebi Veli ÖZKAN, 14- Asmakaradamlı Meryem DÜNDAR, 15- K.kavaklı Baki Yaşar ALTINOK, 16- Kıranlı Şükrü Barış, 17- K.Kavaklı H.Hasan AKAN, 18- Aşık İhsan SÜER, 19- Veli KANGAL, 20- Aşık Ömer YILDIZ, 21- Aşık Hüseyin GÜNEY, 22- Aşık Hulusi AKSOY, 23- Halil ÇİNGİŞ, 24- Aşık Ömer SERVİRAN, 25- Kurugöllü Yağmur ( İbrahim) YÜCESAN, 26- Kılıçlılı Aşık Hayri SAPMAZ, 27- Aşık Yusuf ÇERÇİ, 28- Kurugöllü H.Vahit BULUT, 29- Kurugöllü Mehmet ŞAHİN, 30- Hasan Hüseyin ÖZEREN, 31- Halil DEMİR, 32- Aflaklı Aşık Mehmet YILMAZ, 33- Aşık Yalçın ÖZAL, 34- Seyfeli Aşık Ziya Fikret YILMAZ, 35- Dalakçılı İbrahim KÖKSAL, 36- Aşık Ahmet ŞAHİNOĞLU

Yorumlar

  1. Yeter tekin diyor ki:

    Mucur Kırşehir’in bir ilçesidir bahsetmekten imtina edilmemelidir.Sanki Mucur il gibi düşünülmüş!!!!!

  2. Ekrem çağlayan diyor ki:

    Emel kardeşim çok harika. Bu bir tarih. Ben böyle değilde sizi 15-16 yaşlarında, hüseyin beyin elinde saz ve bir beyaz kelebek Tandoğan ordu evine giriyordu. Orda sizinle ve hüseyin Bey’le tanışıp. Ben ozaman Antalya’da öğretmendim. Sizi Antalya’da bir ülkü ocaklarının bir gecesine konser için davet etmiştim. Hüseyin bey sizin çok küçük olduğunuzu bunun doğru olmadığını ( çok haklı bir gerekçeyle ) olumsuz cevap vermişti. 1010 yılında oğlumun düğününe konyaya davet etmiştim. O zaman da Ücret bize ağır geldi. Kımet olmadı. Allah bir böyle bir vesile ile Görüşmek nasip eder inşaallah. Sağlık ve mutluklar sizin ve hüseyin beye olsun. Selamlar. EKREM ÇAĞLAYAN.

Yorum Yaz