Mucurluysan Geç Yukarı

18 Ocak 2014
596 kez görüntülendi

Mucurluysan Geç Yukarı

Esasen ‘Türkmen, Karacakurt ve Yörük’ aşiret boylarından geldiği iyi bilinen Mucur yöresi halkının en belirgin özellik ve güzelliklerinden birisi de ‘konuksever’ oluşudur. Ailedeki iman ve ihlâs varlığının yaşam kültürüne yansıması, güzel ahlâk ve anlayışın katmerleşerek büyümüş biçimi neticesinde “büyüklere saygı, küçüklere sevgi ve konuğa hürmet” burada daima kural olarak uygulanır.  Zira Mucurlu ‘hürmetin, edilenden ziyade, edeni yükselteceğini’ iyi bilir. Tanrı misafirinin hem gönülde ve hem de mekândaki yerinin ‘başköşe’de olduğunu gelenek halinde görür. Konuğunu evinin veya misafir odasının başköşesine oturtup, altına yatak veya Mucur’a özgü halı minderin en büyüğünü sererek, sırtına da Mucur’a özgü halı yastığını dayayıp, elini göğsüne (döşüne) koymak suretiyle, hizmette kusur etmeden tüm cömertliğiyle konuğunun rahatını sağlar. 

 


Gelelim “Mucurlu’ysan Geç Yukarı !” veya  “Mucurlu’ysan Sen de Geç yukarı !” efsanevî deyimine: 

Ali Rıza Güney, Ankara Ocak Yayınları arasında çıkan 1997 yılı basımı “Tarihçesi, gelenekleri ve Halk Şairlerini anlatan Mucur kitabı”nın 84. sayfasında konuyu hikâye etmiş ve olayın Mucur merkezinde ‘ağalardan birisinin odasında gerçekleştiğini’ duyumlarına dayandırarak anlatmış. Yine Mucurlu şair ve yazarlardan Ali Aydemir ise bu deyimi 24 Mayıs 2010 tarih ve 387 sayılı “Mucur Gazetesi”nin 2. Sayfasında, bildiklerini ve duyduklarını özetleyip olayın ‘Kırşehir İl merkezindeki bir düğünde yaşandığını’  belirtmiştir. Konu bana göre yoruma açık, anonim ve adeta bir efsane hükmündedir… 


Bütün bu anlatılanlardan ve birebir yaşadıklarımdan çıkardığım kişisel sonucun değerlendirmesi şöyle: 


Yöredeki köylerin birisinde düğün olmaktadır. Düğün evine (Düğün derneğinin toplandığı odaya) davetli olarak önce Mucurlu olmayan birisi gelir ve kendisi başköşeye oturtulur. Bu arada diğer davetliler de (Mucurlu oldukları kesin) birer ikişer veya gruplar halinde gelmekteler. Daha önce gelen ne de olsa biraz eskimiş, kıdem basmış bir konuk olduğu için, misafirler odaya girdikçe verilen selâmı alır ve kendinden sonra gelene yer verip kademe kademe bir aşağı mindere oturur. Öyle ki, odaya gelen misafir sayısının  çok fazla olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu misafirin de bir sonra gelen misafire yerini vermesiyle neredeyse kapı ağzına kadar geldiği anlaşılır. Bu arada kapı açılır ve giyimli halinden ve yanındaki çullu tazısından avcı olduğu belli  bir başkası da içeri girer. Kapı ağzına  kadar gelen misafirin sabrı taşar ve çullu tazıya (av köpeği) odanın baş köşesini işaret ederek “Mucurluysan sen de geç yukarı !” der… Mucurluya gösterilen misafirperverlikten rahatsız olan yabancı böylece hırsını ve hıncını tazıdan almış; dolayısıyla da Mucurlu’nun yerinin başköşe olduğunun farkına kapının ağzına geldiği zaman ancak varabilmiş… Ordakimucurlular kimi gülmüş kimi üzülüp mahcup olmuş. Belki de ‘misafir misafiri sevmez’ deyimini üretenler bu nedenle haklı galiba… 

Bana sorarsanız: Misafir olduğumuz yerlerde bazen “arzu ettiğiniz yere oturabilirsiniz” diyen dostlarıma: “Ben Mucurluyum, yerim daima baş köşedir” şeklinde cevap veririm.  Bu ifadem asla kibir değildir !..
Sözün özü: Mucurluluğumdan,  konukseverliğimden, başköşedeki tescilli yerimin değiştirilmesinden asla ödün vermem…Daha ne diyeyim: “Mucurlu’ysan Sen de geç yukarı !”
Hoşça kalınız.

Duran ERDOĞAN
30/10/2010

 

MUCURLUYSAN GEÇ YUKARI
Bu sözü hemen hemen tüm Mucurlu hemşerilerim duymuştur.Ancak çoğumuz bu lafın neden söylendiğini bilmediğinden, işte hikayesi:
Mucuru’umuzun arması haline gelen bu sözü büyüklerimden şöyle duydum. Çok seneler evvel Mucur’da kahvehane yokken bazı ağaların odaları varmış. Odanın birine birgün yabancı bir misafir gelmiş, tabi misafiri baş köşeye oturtmuşlar. Odaya gelen Mucurlular misafire hoş geldin deyip, hemen yanına sıkışarak oturmuş. Gelen aynı şekilde, gelen aynı şekilde yaptıkça, misafir mecburen sıkışdığından aşağı doğru kaymış. Sonunda kapının kapının yanına kadar gelmiş, fakat çok canı sıkılmış, yabancı olduğu için kimseye bir şey söyleyememiş. Derken tüfeği ile tazısı ile bir mucurlu avcı gelmiş, tabi tazının üzeri devamlı çullu olur, misafir tazının çulundan tutuğu gibi odanın baş köşesine fırlatmış ve fırlatırken tazıya, mucurluysan geç yukarı diye öfkeli bir bağrış yapmış.

A. Rıza GÜNEY

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz